Bülent Parlak, Dergâh ve İzdiham dergilerinde yayınlanan şiirlerini “Sevgili Huzursuzluğum” kitabında birleştirdi. Sevgili Huzursuzluğum şairin ilk kitabı olduğu için önemli. İlk eserlerin yazar/şairler için önemli olması, bu adımla kendilerini görücüye çıkarmalarındandır.
Şair/yazar yayın dünyasına girdiği andan itibaren kendini matbaa, kâğıt, mürekkep kokusundan alamaz. Yazar-yayıncı bağı öyle güçlüdür ki kitapların devamı gelir, kitapların devamı geldikçe de ilk zamanlarda görücüye çıkan şair/yazar bu dünyanın bir insanı olarak “ikametgâhlısı, adreslisi, yerlisi” olmaya başlar.
Bülent Parlak şiiri; akıcıdır, anlamı ise derin ve karanlıktır. İlkin güzel gelen bu akıcılık şiirlerin anlamlarını, tavrını gördükten sonra rahatsız edici, acıtan, hüzünlendiren bir hale bürür.
‘’Sovyetlerden medet umanlar gülümsetecekse sizleri
Anaların kanserlerine alışacaksa evlatlar
Simsarlar kandırmayacaksa evine dönen askeri
Kalkın halay çekelim, ben orada öleceğim’’
Yirmi iki şiir ile iki bölüm halinde tasarlanan kitapta içindekiler kısmı yok. Bu kitabın içindekileri dışındakileri kapsadığı için içine ayrıca bir içindekiler indeksi konmaması dikkat çekici. Bülent Parlak şiirlerinde söz peşinde giden ve bu sözünü bazen imgelere taşıyarak bazen hüzünle renklendirerek bazen de aşkın rengine boyayarak okuyucuya sunmuştur.
Şiirlerdeki ironi kitaba ayrı bir renk vermiştir. Özellikle “Üvey bir İspanyoldur Futbolcu Guiza” şiirindeki;
‘’Guiza artık gol kaçırma, üvey taraftarıyım tuttuğum takımların
Magazin sayfalarından seçtiğin sevgililer bak başına dert oldu
Gündüz tarifesinde ev kızı, gece tarifesinde çıyana dönüşen kızlar’’
‘’Üvey bir ispanyoldur futbolcu guiza’’ şiiri şairin güncel olaylardan ve insanlardan uzak durmadığının kanıtıdır. Söylemlerindeki alışılagelmedik durum ‘’Haritası Kayıp’’ şiirinde de kendini göstermektedir. Özellikle;
“Gazze’ye şiir yazılmaz
Gazze’ye şiir yazılmaz” kısmının tekrarı ile Gazze için yazılan şiirlere bir karşı duruş gibi gözükse de
Gazze için içi bir o kadar yanan da odur. Kalbinde Gazze’den başka Hiroşima, Cezayir ve tüm insanlık ve nebatat için ve hayvanat için:
“Elleri üşüyünce nereye koyacağını bilemeyen ben
Geceleri yatarken kutup ayıları üşümesin diye
Dua eden ben” sözlerini sarf edecek kadar ve dua edecek kadar merhametle ve evrensel duygularla yüklüdür.
Kitap genel olarak yüksek sesli şiirlerden oluşmuş, birkaçının düşük desibelde olması güzelliğinden bir şey kaybettirmemiştir. Bir kalp eğrisi gibi artıp azalan sesler, çok sesliliği de kendisiyle birlikte getirmiştir.
Sevgili Huzursuzluğum ile iyi bir çıkış yapan Bülent Parlak, hem olaylara farklı bir bakış açısıyla bakmayı hem de bu bakış açısının aslında bizde olan değerlerden kaynaklandığını kendi cümleleriyle anlatıyor. Şiirlerindeki özgünlük, protest tavır ve ironik söylem ile ‘’bizim mahallenin şairi’’nden daha çok bizim dünyanın bir insanı.
Bülent Parlak'ın huzursuzluğu aslında toplumda her gün karşılaştığımız ama farkına varamadığımız cinsten. Kitabı aldım, okudum ve çok beğendim. Bazı mısralara var ki en usta şairlere bile defalarca taş çıkartır cinstendi.
27.08.2010 13:37
İyi kötü ve çirkin filmi gibi. Çekici, itici, kötü ama bağlayıcı bir kitap.
08.09.2010 10:35