Bir Memleket Meselesi Olarak Sinema

Kültür, Politika ve Sinema

Oğuz Adanır

1+ Kitap

Online satın al.

Sinema, doğası gereği toplumsal bir deneyimdir. Daha sanat olarak kabul edilmediği zamanlarda bile toplumsal bir pratik olarak yer aldı hayatta.  Hatta yeni bir eğlence biçimi olarak restaurant ve kahvehanelerde gösterildiği günlerde de topluma hitap etti.

Sinema, sanat olarak algılanmaya başlandığı günlerde ise toplumsallığına bir de politikasını kattı. Örneğin ilk sanatsal film çalışması olarak değerlendirilebilecek “Bir Ulusun Doğuşu”, Amerikan ulus kurgusunu sinemaya aktararak sinema  tarihindeki yerini aldı. Türkiye'de de farklı bir tecrübe yaşanmadı. Muhsin Ertuğrul'la birlikte başlayan sinema serüveni politik bir zemine dayandı. Başarısız da olsa yeni kurulan cumhuriyetin ulus kurgusu sinemaya  aktarılmaya çalışıldı. Daha sonraki yıllarda  sinema daha profesyonel bir zemine oturdu. 60 ve 70'li yıllarda Türkiye sinemasının kendi dilini yakalamaya çalıştığı bir Yeşilçam deneyimi yaşandı.  12 Eylül sonrasındaysa Türkiye her alanda içine kapanma, geriye çekilme yaşadı. Bundan sinema da payını aldı. Kaliteli film üretilemez oldu. O güne kadar üretilmiş birikimse heba edildi.

80'lerin sonlarına gelindiğindeyse sinemada bir kendini arayış başladı. “Kültür, Politika ve Sinema” tam da bu günlerde, Türkiye'de sinemanın kendini aradığı günlerde yazılmış yazılardan oluşuyor. Bunlar, Oğuz Adanır'ın bir akademisyen olarak Türkiye sinemasını mercek altına alıyor.

Adanır, akademisyenliğin vermiş olduğu eğitici uslupla sinema nedir-ne değildir'i anlatıyor. Sinemanın endüstriyle ilişkisinden, sinemanın sanat olarak üretimine; kısa film deneyimlerinden, sinema eğitimine kadar birçok konuya değiniyor.

Adanır, Türkiye'de sinemanın geleceği konusundaysa çok da ümitli değil. Adanır'a göre Türkiye'nin kültürel bilinçaltı buna izin vermiyor.

Adanır'ın eserine bugünden bakıldığındaysa önermelerini bugün için isabetli bulmak mümkün değil. Çünkü 90'ların sonlarına doğru sinemamızda bir atılım yaşanmaya başladı. Bir kendini bulma, kendini toparlama dönemine girildi. Bu dönemde birçok yeni yönetmen, kendi dilini oluşturmaya çalıştı. Yine bu dönemde sinema konuşulmaya, tartışılmaya başlandı. Her şey çok güzel olmasa da “daha iyisini yapmak da mümkün” denilebilecek bir zaman dilimine girildi.

Ancak Adanır'ın karamsarlığını anlamakda zor değil. Zira Adanır'ın yazıları 12 Eylül'ün yarattığı yozlaşmanın kendisini gösterdiği bir dönemde kaleme alınıyor. Fakat bugün gelinen nokta 12 Eylül'ün yarattığı ortamdan çok farklı. Peki bugün daha mı iyi? Bunun cevabını vermek zor. Fakat o dönemden daha iyi olduğu söylenemese de aynı olduğu da iddia edilemez.

Sosyal Paylaşım Bağlantıları

YORUM EKLE

İsim

E-posta

www