Bayan Kurt’tan Mrs. Woolf’a…

Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri

Danell Jones

Online satın al.

‘KENDİNE AİT BİR ODA’DAN MEKTUP

Sevgili Virginia Woolf,

Çevrenizdeki insanları gösterişten uzaklığınız, hayal gücünüz ve entelektüelliğinizle etkilediğiniz yazıyor okuduğum kitapta. Hayatınız ve eserleriniz üzerinde yıllarca çalışmış, çok uzun araştırmalar yapmış bir ismin eseri bu kitap: Danell Jones’in kaleminden çıkma “Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri”

Keşke yaşıyor olsaydınız ve okuyabilseydiniz! Sizinle ilgili bu kitapta çok hoş anekdotlar ve öneriler var. Belli başlı yazı ipuçlarını içinde barındıran, rahat okunan; kolay anlaşılır, iyi bölümlenmiş; sade ve etkileyici aynı zamanda... Hem bir ‘deniz feneri’ gibi aydınlatıyor hem de merak uyandırıyor. Hoş bir kitap bu! Okudum, öğrendim ve yazdım.

Peki, kim miyim? Beni tanımanıza imkân yok! Çünkü aynı çağın kadınları değiliz. Ama ben sizi biliyorum. (Yirminci yüzyılın en büyük yazarları arasındaki bir kadına ne yazılabilir onu tam olarak bilemesem de!) Bildiğim başka bir şey de, sizin söylediklerinizin zihnime ve yüreğime dokunan bir tarafı var. Ruhuma değen bir yönü var isminizin. O yüzden de kitabı okuyunca size yazma ihtiyacı duydum.

Ev’in Meleğini Öldürmek

Nicedir zihnimde gezdirdiğim bir mektup bu! Aynı zamanda da bol alıntılı bir mektup! Çünkü sizin cümlelerinizden ‘sonra’ya kalanları yazmak istedim. Jones, kitabında yazıya yeni başlayanlara –özellikle de kadınlara- yalnız olmadıklarını, yazarlığın aslında ‘baştan sona kara bir yalnızlık’ olduğunu anlatıyor. (Sizin dilinizden üstelik; sizin cümlelerinizle, kelimelerinizle…) Yıllarını sizin eserlerinizi incelemeye harcamış birinin yazdığı kitap tam da böyle olmalıydı belki. Kitabı okumadan önce de sizinle ilgili birçok şey biliyordum. Her ne kadar eserlerinizin tamamını okumasam da…

En çok ‘Kendine Ait Bir Oda’nın etkisi var üzerimde… İzleri zihnimde… Ne diyordunuz orada: “Para kazanın, kendinize ait ayrı bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın!..” Sizinle ilgili bildiklerimi yeniden anımsadım bu kitapla. Bilmediğim çok şey de öğrendim aynı zamanda. “Acımasız ve zararlı bir yaratık olan Evin Meleği’ni öldürmeye hazır olmalısınız.“ cümlenize aşinaydım sözün gelimi. “Yazarak değerlendirmek istediğim nice güzel sabahlar vardı.” cümlenize de… Ancak şu sarsıcı ifadelerinizle tanışmamıştım henüz: “Dünya tüm gücüyle sizden yazmaya ayırdığınız mesai saatlerini çalmaya (ya da daha fenası, yazmak istediğiniz için kendinizi suçlu hissetmenizi sağlamaya) çalışırken, yazmak çok zorlayıcı olabilir.”

Düşünüyorum da… O zamanda bile geleceğe yazan bir kadın olarak kendi çağınızdan, bu çağa/günümüze/bize ne güzel sözler bırakmışsınız. Kitaptaki şu satırlarınızı okumak benim için bilseniz ne kadar heyecan verici: “Sadece yazın demek istiyorum. Sayfalar dolusu saçmalayın. Aptal olun, duygusal olun, Shelley’i taklit edin; içinizden gelen her sese kulak verin; dilbilgisi kurallarını da, teknik ve biçimsel alanda bilinen tüm kurallarını da, teknik ve biçimsel alanda bilinen tüm kurallarla beraber ihlal edin; dökün; devirin; kendi keşfiniz olan, olmayan her türlü kelimeyi kullanın, şiirsel bir biçimde, düzyazı bir metinde, ya da elinize geldiği gibi bir çırpıda yazılan anlamsız sözlerle öfkelenin, sevin, alay edin. Ta ki yazmayı öğrenene kadar.”

Aynı Yolun Yolcusuyuz!

Sevgili Bayan Woolf!

Aslına bakarsanız yıllar boyunca yaz(g)ıya dair, ‘yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şeyler’ vardı elbette. Fakat nedense kendimi hep yalnız hissetmiştim bu konuda. Ta ki sizinle ilgili bu kitabı okuyana kadar! Meğer siz bütün bunları bir asır öncesinde yaşamışsınız. Üstelik de kaskatı kuralların içinde, sınırlandırılmaya çalışılarak... Belki babanız ve onun geniş kütüphanesi sizin için bir şanstı. Belki abilerinizin entelektüel arkadaşlarından oluşan Bloomsbury grubunuz da öyle… Eşinizle birlikte kurduğunuz yayıneviniz… Kendine ait odanız… Ama siz de bilirsiniz ki sadece bunlar değildir bir yazarı ‘farklı’ kılan ve çağının ötesine taşıyan. İşte bunların izini sürmüş hakkınızdaki kitabın yazarı. Bu kitapta neler mi var? Anlatayım size biraz daha.

Rutin bir şekilde haftanın her günü, sabah dokuz buçuktan öğle yemeği vaktine kadar çalıştığınız yazılı. “Yazmak, sadece kendim okuyacak olsam iyi bir alıştırma oluyordu.” cümleniz ise son derece etkileyici. Dergi ve gazeteler için yazdığı eleştiri yazıları, size az kelimeyle çok şey ifade ettiğiniz renkli bir yazım tekniği kazandırmış size mesela. Anlayarak ve öğrenerek okumaya da o günlerde başlamışsınız. “Gazetecilik bir roman yazarı için iyi bir eğitim fırsatıdır.” diye düşünürmüşsünüz. Dille oynamayı sevdiğiniz ve daima basmakalıp romanları eleştirdiğiniz de yazılı kitapta.

“Virginia Woolf’tan Yazarlık Dersleri” baştan sona ilgi çekici tespitlerle dolu: ”En güçlü denemelerin özünde, ‘hayal gücünün kuvvetli bir ışığı vardır. Bu ışıkla dehanın sınırları aydınlanır, noksanlıklarına ve mükemmellikten uzaklığına rağmen şiir ruhuna sahip bir yazı ortaya çıkar. En iyi denemeler ‘yazarın ruhunun her kelimeye sinmiş olduğu’ denemelerdir. İşte bu da ‘üslubun zaferidir.’” Ya şu önerinize ne demeli: “İçimizden birinin bir diğerine vereceği tek bir okuma tavsiyesi olabilir, o da tavsiyelere kulak vermemektir.”

“Beni Kendin İçin Oku!”

Sevgili Virginia,

Ne tuhaf değil mi, size sizin cümlelerinizle hitap etmek! Bunları zaten biliyordunuz, ama bilmediğiniz şey, bu mektubu yalnız sizin için yazmadığım. Okurunu bulmasını istediğim bir yazı bu. (Her ne kadar yazarken -çoğunlukla- sizin için yazılan o hoş kitaptan aldığım cümleleri dizsem de art arda!)

Çok büyük bir mutluluk olsa gerek: Yüzyıl sonrasında bile -ışığıyla- yazmak isteyenlere yol göstermek! “Eğer bir roman yazılması kolay görünüyorsa, yazmaya değmez.” fikrini savunurmuşsunuz hep! Sizinle aynı düşüncedeyim, desem umarım saygısızlık etmiş olmam. Haa, bu arada, verdiğiniz bir başka öğüdü de tuttum. “Hani otuz yaşına kadar hiçbir şey yayımlatmayın!” demiş ve eklemişsiniz ya: “Eğer yayınlarsanız özgürlüğünüz kısıtlanır. İnsanların fikrini önemsemeye başlarsınız. Onlar için, onlardan iyi şeyler duymak için yazmaya başlarsınız.” Özgürlüğümüzü kısıtlamadan, kendimiz için, sadece yazmanın hazzına varmak için… “Yazalım!” diyerek yaşamışsınız ve iyi ki de öyle yapmışsınız.

 “Beni oku, beni kendin için oku.” cümlenizi ilk gördüğümde bu nasıl bir özgüvendir diye düşünmeden edememiştim! İleride, umarım buna benzer cümleler kurabilecek yetkinlikte bir ‘kalem’ sahibi olabilirim ben de. Kalemim ki -şimdilerde klavye tuşlarına dönüştüler- her daim içinde geniş hikâyeler barındıran beyaz kâğıtların emrindedir. Yazı çoğu kez yaz(g)ı değil midir ki zaten? Yazarın ‘kurgu’ladığı derslerinizin başında “Demek yazmak istiyorsunuz.” diyorsunuz. Evet, bu hep istediğim bir şeydi. İşte şimdi de size yazıyorum. Çünkü hep ‘yazmak’ istedim!

Sizi -yine sizin bir cümlenizle- selamlayarak bitiriyorum mektubumu.

Sevgili Virginia!

“Benim için en büyük mutluluk yazmak.”

Sevgiler.

Sosyal Paylaşım Bağlantıları

Bay Sadık

Güzel bir yazı ama ben yazarı tanımadığımdan yabancı kaldım. Hoş fikirleri varmış. Bayan Kurt da alıntıları iyi yerleştirip ustaca bağlamış. Eline sağlık Bayan Kurt

03.09.2010 11:27


ibrahim demirkan

Evin Meleği’ni öldüren kadın kendini öldürmüştür.

03.09.2010 12:22


yurdagül yağmuroğlu

Bayan Kurt, yazılarınızı okuyan biri olarak, tarzınızın dışında bir uslüpla yazmışsınız, diyebilirim. Ama bunda da oldukça başarılı olmuşsunuz. Sanırım sayenizde; Virginia Woolf’a dair pek çok şeyi öğrenmiş oldum. Teşekkür ederim.

13.09.2010 16:35

YORUM EKLE

İsim

E-posta

www